"Bu yol yalnızca senin... Başkaları seninle yürüyebilir fakat hiç kimse senin için yürümez." Mevlana

BU ÇOCUKLAR BİZİM, BİR DÜŞÜNELİM…..

“Günümüzün çocukları lüksü seviyor. Kötü davranışlar var, otoriteye baş kaldırıyorlar. Yaşlılar saygı yok, çalışmak yerine lak lak etmeyi seviyorlar. Çocuklar artık evlerinin hizmetçisi değil, tiranı. Anne babaları odaya girince ayağa kalkmıyorlar. Onlara itiraz ediyorlar, destek olmak yerine laklak yapıyorlar, şapır şupur yiyorlar, bacak bacak üstüne atıyorlar, öğretmenlerine zulmediyorlar”

Evettttt canlar…Bu sözü sizce kim söylemiş olabilir? Birçoğunuz bu yazıyı okuduğunuzda “çok doğru” diye başınızı sallıyorsunuzdur. Eminim…

Bu sözü Sokrates söylemiş canlar. Hem de ne zaman biliyor musunuz? Taaaa 2500 sene önce…

Yani değişen bir şey yok aslında. Evlatlarımızla yaşadığımız şeyler sadece bu çağa ait değil. Her zaman yaşanmış ve her zaman da yaşanmaya devam edecek.

Peki ne yapmalıyız?

Şikayet ettiğimiz çocuklar bizim çocuklarımız. Bizim ürünlerimiz deyim yerindeyse. O zaman acaba üretimde mi sorun var? Yoksa üretim gerçekleştikten sonraki süreçlerde mi?

Çocuklarımıza nasıl davranıyoruz? Onlarla nasıl iletişim kuruyoruz? Onlardan beklentilerimiz neler?

Daha önemli sorularla devam edeyim?

· Onların fikirlerini, sözlerini, yaptıklarını ne kadar dinliyor ve ne kadar kale alıyoruz?

· Onları oldukları gibi kabul ediyor muyuz?

· Onları değerli hissettiriyor muyuz?

· Yeterli ve güvenilir olduklarını hissettiriyor muyuz?

Peki tüm bunları çocuklarımıza hissettirebilmemiz için önce kendimizi kale alıp, kendimizi umursamamız gerektiğini biliyor muyuz? Kendimizi olduğumuz gibi kabulleniyor muyuz? Kendimize değer veriyor muyuz? Kendimizi yeterli ve güvenilir kişiler olarak görüyor muyuz?

Kendimize yapmadığımız hiçbir şeyi, kendimizde olmayan hiçbir özelliği karşımızdaki kişiye hissettiremeyiz. Bu nedenle yazımın başındaki eleştirileri çocuklarımıza yapmadan önce kendimize bakalım. Çocuklarımızı anlamamız kendimizi, özümüzü anlamamızla doğru orantılı inanın….