"Bu yol yalnızca senin... Başkaları seninle yürüyebilir fakat hiç kimse senin için yürümez." Mevlana

AH SOSYAL MEDYA AH…

Hepimizin en önemli ihtiyaçlarından biri iletişim halinde olmaktır. Önceden yüz yüze, mektupla, telgrafla, telefonla gerçekleştirdiğimiz bu ihtiyacımız, bugün yerini neredeyse tamamen sosyal medyaya bırakmış durumda. Hepimizin ellerinde telefonlar facebook, instergram, tweeter ve benzeri mecraları takip halindeyiz sürekli. Sokakta yürürken, evde otururken, çalışırken hatta dostlarımızla sohbet ederken hep sosyal medyadayız. Aklımız fikrimiz ekrana bakıp olan biten hiçbir şeyi kaçırmamak, paylaşımlarımızı kimlerin beğendiğine bakmak, kimler ne paylaşmış takip etmek…

Karşımızdayken doğru düzgün konuşmadığımız kişilerle sosyal medyada kanki olma durumlarımız oluşmaya başladı. Sohbet etmek için dışarı çıktığımızda kimse telefondan kafasını kaldıramıyor. Yemeğe çıkan sevgililer ellerinden telefonlarını düşürmüyor. İstisnasız herkes mutlu fotoğraflar çekip sosyal medya hesaplarında paylaşma derdinde.

Neler oluyor bize?

Yüz yüze iletişimi neredeyse unuttuk farkında mısınız? Artık bayramlarda, kandillerde birbirimizi aramıyoruz. Mesaj çekiyoruz. Hatta başkalarından yürüttüğümüz kalıplaşmış mesajları. Kendi kelimelerimizi bile kullanmıyoruz. Ruhsuz bir toplum haline geldik. Eskiden yaptığımız işlerle, davranışlarımızla, yardımseverliğimizle prestij sahibi olurduk; şimdi ise takipçi sayımızla popüler hale geliyoruz.

Sevgili dostlar…

Kaç bin takipçiniz olursa olsun düğününüze sizi seven insanlar gelecek; cenazelerinizde sizi düşünen aileniz, dostlarınız yanınızda olacak; kendinizi kötü hissettiğinizde can arkadaşlarınız sizi ayağa kaldıracak…O binlerce takipçiniz değil.

Türkiye’de sosyal ağ kullanımı günlük 2,5 saat ile dünya ortalaması olan 2 saatin üzerinde. 8 saati uykuda geçirdiğimizi düşünürsek geriye kalan 16 saatimizin 2,5 saatini sosyal medyada geçiriyoruz. Ne kadar fazla.

Kabul edelim ki bu bir “BAĞIMLILIK”. 

Bundan tamamen kurtulalım demiyorum elbette ki. Ama dengelemeyi öğrenmek zorundayız.

Sosyal medyada geçirdiğimiz sanal zamanla gerçek hayatımızı kaçırıyoruz. Yüz yüze yapacağımız sohbetleri, candan atılan kahkahaları, sarılarak giderilen özlemlerimizi, bir omuzla azalan acılarımızı…

Lütfen telefonlarımızı en azından ailemizle ve dostlarımızla birlikteyken hiç elimize almayalım. Hazır hala hayatta sevdiklerimiz varken onlarla gerçek anlamda kaliteli zamanlar geçirelim.

Sosyal medyaya hafiften bir “DUR” diyelim…Kendimiz ve sevdiklerimiz için….